67 YILLIK DAVA

Haber 1887 Kez Okundu

Fotoğraf: Taner YAPKU

Haber: Taner YAPKU 26/06/2014 20:35:59


  • 67 YILLIK DAVA

Osmaniye’nin Kadirli İlçesinde yaşayan Nalbantoğlu ailesinin 1945 yılında açtığı tapu davası hala sonuçlanmayı bekliyor. 67 yıldır devam eden davada 80 hakim, 10 avukat değişti. 48 hükümet, 17 başbakan, 10 cumhurbaşkanı, 2 anayasa, bir ihtilal, bir darbe, bir muhtıra ve bir de post-modern darbe gören dava, Nalbantoğlu ailesine 35 dönümlük bir araziye ve dokuz dükkana mal oldu.

Tarihler 1945’i gösterdiğinde o güne dek yaşanan en büyük ve en kanlı savaş olan II. Dünya Savaşı sona eriyor ve yerini 46 yıl sürecek soğuk savaşa bırakıyordu. Küresel savaştan uzak kalmayı tercih eden Türkiye ise aynı yıllarda demokratikleşme mücadelesi veriyor, tek partili sistemden, çok partili sisteme geçme hazırlıkları yapıyordu. Aradan tam 67 yıl geçti ve dünyanın hem politik hem de sosyal yapısı tamamen değişti.

Değişmeyen tek şey ise o yıllarda Nalbantoğlu ailesi tarafından açılan tapu davası oldu. Kamil Nalbantoğlu’nun, babasından kalan 650 dönümlük araziye zorla girildiği gerekçesiyle açtığı dava bugün hala çözülmeyi bekliyor. Ağabey Kamil Nalbantoğlu’nun dava sonucunu görmeye ömrü vefa etmese de, kardeş Bekir Nalbantoğlu 93 yaşında olmasına rağmen mücadelesini sürdürüyor.

Davaya konu olan tarla

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşamını sürdüren, dava açıldığı tarihte 26 yaşında olan Bekir Nalbatoğlu bugün 93 yaşında ve hala mahkeme kapılarında bekliyor. Yarım asırdan fazla süren tapu davasına konu olan arazi ise Osmaniye’nin Sumbas ilçesi Reşadiye köyünde bulunuyor. Babadan kalma 650 dönümlük arazinin, 67 yıllık dava serüvenini anlatan Bekir Nalbantoğlu sözlerine şöyle başlıyor: “Savaştan önceydi, babam Ali Nalbantoğlu, 325 dönüm, ortağı 325 dönüm olmak üzere toplamda 650 dönüm tarla aldılar. Savaş yıllarında dahi tarlayı işleyip, ülkenin çıkarları için birlikte çalıştılar. Ancak ortağımız borçlarını ödeyemeyince, tarlanın diğer 325 dönümlük bölümü de icra yoluyla babama geçti. O günden sonra babam 650 dönümlük tarlanın tamamını tek başına işledi. Babam öldükten sonra ise ağabeyim Kamil Nalbantoğlu ve ben tarlayı işlemeye devam ettik.”

Askerdeyken gelen kötü haber

20’li yaşlarına kadar ağabeyi Kamil ile tarlayı işleyen Bekir Nalbantoğlu, 1941 yılında askerlik dolayısıyla memleketinden ayrılmak zorunda kalıyor. Askerdeyken ağabeyi Kamil’den bir mektup alan Bekir Nalbantoğlu, mektupta yazanları şöyle anlatıyor: “Mektubu aldığımda kötü bir şey olduğunu anlamıştım. Ağabeyimin yazdıklarına göre; köylüler bizim araziye atla, öküzle, katırla cebren girmiş, arazinin yarısından çoğunu zapt etmiş. Kamil ağabeyimde ancak 250 dönümlük kısmına girmelerine mani olabilmiş. Araziyi geri almak için dava açacağını yazmış bana. Zaten askerliğim de bitmek üzereydi.” Tam 4 yıl boyunca askerlik yapan Bekir Nalbantoğlu 1945’te memleketine döner dönmez davaya müdahil oluyor: “Askerden geldim ama hiçbir şeyi eskisi gibi bulamadım. 650 dönümlük araziden elimizde sadece 250 dönüm arazi kalmış. Ağabeyim Kamil Nalbantoğlu, ben askerdeyken davayı açmış. Bende o davaya müdahil oldum. O gün bugündür uğraşıyorum. 67 yılımı bu davaya verdim.”

Dava uğruna kaybedilenler

1945 yılından beri devam eden dava süresince Nalbantoğlu Ailesi hem maddi hem manevi pek çok kayıp vermiş. Ağabey Kamil Nalbantoğlu’nun ömrü davanın sonuçlandığı günü görmeye yetmemiş. Bitmek bilmeyen dava Bekir Nalbantoğlu’nun sırtına bir kambur gibi yerleşmiş. “Varımı yoğumu ortaya koymama rağmen bir türlü davayı sonuçlandıramadım. 650 dönümlük tarlayı işleyeceğime, 250 dönümlük araziyi işlemek benim mağduriyetimi arttırıyor. Sekiz dükkân, bir evim vardı. Bu dükkânlardan üçünü satmak zorunda kaldım. Bir de ilçemizde bulunan Uzun Çarşı’da ortaklık olarak 6 dükkân ve Çay Geçitte bulunan 35 dönümlük arazimi de bu dava uğruna elden çıkardım. Ama hala bir sonuç alamadım.”

80 hâkim 10 avukat değişti

Nalbantoğlu ailesinin elinde bulunan 1341 tarihli ve 15 numaralı tapu kayıt belgesi, arazinin kendilerine ait olduğunu ispatlıyor. Ancak mahkeme bunca yıldır ne aleyhte ne lehte bir karara varabiliyor Bu süre zarfında dava 80 hâkim 10 avukat değiştiriyor.

Bekir Nalbantoğlu’na neden bu kadar çok avukat değiştirdiğini sorduğumuzda; “Biri çocuk doğurdu; bir daha da davaya bakmadı. Biri de öldü. Sonrakilerden de kimi başka bir şehre taşındı, kimi emekli oldu, kimisi de davayı bırakmaya karar verdi” diyor.

Nalbantoğlu; “Tüm bu mağduriyetimin üstüne bir de arazinin ortasından yol geçti. Tarlanın 40 dönümünü de devlete hibe ettim. Maddi yönden ne kadar zor durumda kalsam da devletin bekası için her şeyi yapmaya hazırım” diye de ekliyor.

“Dava için hayatımızı erteledik”

Ortalama bir insan ömrüne tekabül eden bu dava süresince Bekir Nalbantoğlu ikisi kız, beşi erkek olmak üzere toplam yedi çocuk, 10 da torun sahibi. Ailenin üçüncü kuşağı olan 47 yaşındaki Gazi Nalbantoğlu bu davanın ailenin geleceği için önemli olduğunu belirtiyor. “Bu tarla için başka bir yere gidemedik. Dava bizim yaşamımızı etkiledi. Eğer tarla elimizden giderse ne yapacağımızı bilemiyoruz. Tarlayı işleyeceğiz ve onunla uğraşıp çiftçi olacağız diye eğitimimizi de tamamlayamadık. Okumak isterdik ancak bunu gerçekleştiremedik. Her şeyi ertelemek zorunda kaldık. Ben evli değilim mesela. Dava bu kadar uzayınca evlenmeye vakit kalmadı. Bu dava bizim için önemli, neticede başka bir gelir kaynağımız yok.”

“Davayı aldığımda çocuğum yoktu”

Nalbantoğlu Ailesi’nin avukatlarından Mehmet Nusret Soylu 1981 yılında davayı üstleniyor. “Ben bu davayı aldığımda henüz bir çocuğum yoktu. Şimdi çocuğumun boyu benimkini aşıyor” diyen Soylu, davanın bitmeme nedenlerini şöyle açıklıyor: “Uzun süre baktım bu davaya. 80 civarında hâkim ve çok sayıda savcı gördüm. Davanın bitmeme nedenlerinden biri, hâkimlerin ilçede kısa süre kalması. İlçe küçük olunca kimse uzun süre kalmak istemiyor. Tayin isteyip başka şehirlere gidiyorlar. Hal böyle olunca davalara bakan hâkim sayısı yetersiz kalıyor. Bir diğer neden de Türk hukuk sistemindeki yetersizlikler. AB üyelik süreci için geliştirilen yasalar, her ne kadar şartların iyileştirilmesi için kabul edilse ve ona göre ayarlansa da davanın kısa zamanda sonuçlanmasına yardımcı olamıyor. Çünkü söz konusu arazinin büyüklüğü ve mirasçılarına ulaşmakta zorluk çekilmesi, bu tür sorunları tetikliyor. Bununla birlikte arazinin tespit edilmesi için bilirkişi gönderiliyor. Bilirkişi de o yöreyi bilen, o insanları tanıyanlardan seçiliyor ve eski bir dava olduğu için daha çok yaşlı insanlardan yardım alınıyor. Kaldı ki bu dava 1930’lu esaslardan gelen bir davadır. Osmanlı’dan kalan kayıtların da incelenmesi gerekiyor ancak bunların incelenmesinde yardım edecek ve o kayıtları okuyacak, anlayacak insan artık kalmadığı için incelenemiyor. Dolayısıyla dava bir yılan hikâyesine dönüşüyor.”

“Ömrüm yetene kadar mücadele edeceğim”

Hicri takvime göre 1339, Miladi takvime göre 1919 doğumlu olan Bekir Nalbantoğlu ömrünün yettiği sürece davayı sürdüreceğini ifade ediyor. “Ağabeyim Kamil Nalbantoğlu bu davanın sonlanmasını çok isterdi ancak ağabeyimin ömrü vefa etmedi. Keşke davanın sonuçlandığını görebilseydi. Ben de artık çok yaşlandım. Bu davayı sonuçlandırmaya ömrüm yeter mi, yetmez mi bilemiyorum ama bunun için son nefesime kadar çaba sarfedeceğim.” Türk adaletine güvendiğini de sözlerine ekleyen Bekir Nalbantoğlu, davanın sonuçlanmaması halinde en son çare olarak AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’ye başvuracağını söylüyor.

 
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NDE SİNEMA ŞÖLENİ DEVAM EDİYOR


01/12/2015 16:14:37

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ III. PİERRE BOURDİEU SEMPOZYUMU’NA EV SAHİPLİĞİ YAPTI


15/04/2016 18:33:27

TÜRK MUTFAĞI KONFERANSI


07/12/2015 15:41:19

SİNEMA İLÇELERDE: SANAT ANTALYA PROTOKOLÜ İMZALANDI


17/11/2015 15:48:38

5 Soruda Dijital Ajansta Çalışmak


31/03/2016 18:25:25

67 YILLIK DAVA

Osmaniye’nin Kadirli İlçesinde yaşayan Nalbantoğlu ailesinin 1945 yılında açtığı tapu davası hala sonuçlanmayı bekliyor. 67 yıldır devam eden davada 8...

Haberin Devamı

AMERİKA'DAKİ İLK TÜRKLER

‘Amerikan rüyası’ yaklaşık 200 yıl önce nüfuz ediyor Türk topraklarına. Osmanlı’nın zayıfladığı Amerika’nın ise giderek güçlendiği ve iş gücüne ihtiy...

Haberin Devamı

CUMHURİYETİN KAYIP TRENLERİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulaşım parolası demir ağlarla örmekti yurdun dört bir yanını. En ucuz, çevreye ve insan sağlığına en zararsız, en az tehlikey...

Haberin Devamı
sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan